
Tazminat davasında sadece ana para değil, o para üzerine işleyen faiz de dosyanın önemli bir kalemidir. Dava yıllarca sürebildiği için, faizin hangi tarihten itibaren işlemeye başladığı, sonuçtaki toplam tutarı ciddi biçimde değiştirebilir. Bu yazıda faizin hangi tarihten başladığını, hangi hâllerde farklı işlediğini ve dosyanızda bu hesabın neden özenle yapılması gerektiğini anlatıyoruz.
Tazminat davasında faiz neden önemli?
Faiz konusu genellikle dava dilekçesinin sonunda kısa bir cümleyle geçiştirilir; oysa dosyanın uzunluğuna bağlı olarak bu kalem, davanın kazanılıp kazanılmadığından bağımsız biçimde nihai tahsilatı önemli ölçüde etkiler. Bu yüzden faiz talebinin dilekçede net ve doğru biçimde formüle edilmesi gerekir.
Bir kaza bugün olsa, dava yıllar sonra sonuçlansa bile, mağdurun zararı kaza anında doğmuştur. Faiz, bu zamanın parasal değerdeki kaybını telafi eden bir mekanizmadır. Faizin başlangıç tarihi ne kadar erkense, mağdurun eline geçen toplam tutar da o kadar yüksek olur; bu yüzden faiz başlangıcının doğru belirlenmesi, ana para hesabı kadar önemlidir. Uzun süren davalarda faiz tutarı, bazı dosyalarda ana paraya yakın büyüklüklere ulaşabilir; bu da hesabın hafife alınmaması gereken bir kalem olduğunu gösterir.
Maddi tazminatta faiz hangi tarihten başlar?
Haksız fiilden (trafik kazasından) doğan maddi tazminat taleplerinde kural olarak faiz, zararın meydana geldiği tarihten, yani kaza tarihinden itibaren işlemeye başlar. Ancak sigorta şirketine yöneltilen taleplerde durum biraz farklı işleyebilir: sigorta şirketine yazılı başvuru yapılmışsa ve şirket ödeme için tanınan süre içinde ödeme yapmamışsa, faiz bu sürenin bittiği tarihten itibaren de talep edilebilir. Hangi tarihin esas alınacağı, dosyanızın somut olgularına — başvuru tarihi, ihtarname çekilip çekilmediği, davanın ne zaman açıldığı — bağlı olarak değişir.
Değer kaybı gibi kalemlerde faiz başlangıcı nasıl belirlenir?
Değer kaybı, maluliyet tazminatı gibi kalemlerde de aynı mantık geçerlidir: zarar kaza anında ortaya çıkmış kabul edilir, bu yüzden faiz de genel kural olarak kaza tarihinden işletilir. Ancak sigorta şirketine önceden başvuru yapılmışsa, başvuru tarihi ve sonrasında işleyen sürenin bitişi de dosyanın faiz hesabında dikkate alınması gereken ayrı bir tarih olabilir; bu noktada dosyanızdaki yazışma tarihlerinin eksiksiz belgelenmiş olması önem taşır.
Manevi tazminatta faiz başlangıcı farklı mı?
Maddi ve manevi tazminat kalemlerinin aynı davada bir arada talep edildiği trafik kazası dosyalarında, her iki kalemin faiz başlangıcının ayrı ayrı ve doğru biçimde belirlenmesi gerekir; ikisini aynı tarihten başlatmak bazı dosyalarda hatalı sonuç doğurabilir.
Manevi tazminat taleplerinde Yargıtay uygulaması, faizin genellikle haksız fiilin (kazanın) meydana geldiği tarihten itibaren işlemesi yönündedir. Bu, manevi tazminatın da tıpkı maddi tazminat gibi zararın doğduğu andan itibaren mağdurun hakkı olduğu düşüncesine dayanır. Manevi tazminat hesabının kendisinin nasıl belirlendiğini manevi tazminat yazımızda ayrıntılı anlattık.
Kısmi ödeme yapılmışsa faiz nasıl hesaplanır?
Sigorta şirketi dava öncesinde veya dava sürecinde kısmi bir ödeme yapmışsa, faiz hesabı bu ödemenin yapıldığı tarihe kadar tam alacak üzerinden, o tarihten sonra ise kalan bakiye üzerinden işletilir. Bu tür dosyalarda hesap birden fazla döneme bölünerek yapılmalıdır; kısmi ödemenin tarihi ve tutarı doğru kayıt altına alınmamışsa, faiz hesabında hataya düşülmesi kolaylaşır.
Yasal faiz mi, temerrüt faizi mi uygulanır?
Uygulamada faiz oranı olarak genellikle yasal faiz esas alınır; taraflar arasında farklı bir oran kararlaştırılmışsa (örneğin ticari ilişkilerde) o oran geçerli olabilir, ancak trafik kazası tazminat davalarında bu istisnai bir durumdur. Borçlunun (sigorta şirketi veya kusurlu sürücü) ödemesi gereken tarihte ödeme yapmaması, temerrüde düşmesi anlamına gelir ve bu andan itibaren faiz işlemeye başlar; haksız fiillerde bu an genellikle zararın doğduğu tarihle örtüşür, çünkü kanun borçluyu zarar anından itibaren temerrüde düşmüş sayar.
Islah edilen (artırılan) tutara faiz nasıl işler?
Bu konu, dava dilekçesi hazırlanırken çoğu zaman göz ardı edilir; oysa dosyanın nihai sonucunu etkileyen kalemlerden biridir. Zararın tamamını baştan talep edemediğiniz durumlarda bile, ıslah ile artırdığınız kısmın faizini doğru tarihten talep etmek, elinize geçecek toplam tutarı önemli ölçüde etkiler.
Dava sırasında bilirkişi raporunun ortaya koyduğu gerçek zarar, başlangıçta talep edilen tutardan yüksek çıkarsa, davacı talebini ıslah yoluyla artırabilir. Islah ile artırılan kısma faizin hangi tarihten işleyeceği tartışmalı bir konudur; genel eğilim, haksız fiil kaynaklı taleplerde artırılan kısma da yine zararın doğduğu tarihten itibaren faiz işletilmesi yönündedir, çünkü zarar kaza anında bir bütün olarak doğmuştur. Islahın nasıl yapıldığını ıslah nedir yazımızda anlattık.
Dava süresince faiz oranı değişebilir mi?
Bu değişkenlik, dosyanızın ne kadar sürdüğüne bağlı olarak hesap tablosunun birkaç ayrı döneme bölünmesini gerektirebilir; bu yüzden faiz hesabını dava sonuna kadar tek bir kalemmiş gibi ertelemek yerine, sürecin başından itibaren takip etmek daha sağlıklıdır.
Yasal faiz oranı, dava süresi boyunca sabit kalmaz; oranlar zaman içinde mevzuat değişiklikleriyle güncellenebilir. Bu yüzden yıllarca süren bir dosyada faiz hesabı, tek bir sabit oranla değil, hangi dönemde hangi oranın geçerli olduğu dikkate alınarak parça parça yapılmalıdır. Bu hesaplama, özellikle istinaf ve temyiz aşamasına kadar uzayan dosyalarda teknik bir dikkat gerektirir.
İstinaf ve temyiz aşamasında faiz işlemeye devam eder mi?
Evet. Dava ilk derece mahkemesinde sonuçlansa bile, karar kesinleşmediği sürece faiz işlemeye devam eder. Dosyanız istinaf veya temyiz aşamasına taşınırsa, bu süreç ne kadar uzarsa uzasın, faiz hesabı kesintisiz devam eder; bu da sürecin uzamasının mağdur açısından telafi edilebilir bir yönü olduğunu gösterir. Kanun yollarının nasıl işlediğini istinaf ve temyiz süreci yazımızda anlattık.
Faizi doğru hesaplatmanın önemi
Faiz hesabı, ana para kadar teknik bir konudur: hangi tarihten başlayacağı, hangi oranın uygulanacağı ve dava süresince oranın değişip değişmediği ayrı ayrı takip edilmelidir. Yıllarca süren bir davada bu hesaplamanın hatalı yapılması, mağdurun eline geçecek nihai tutarı ciddi ölçüde etkileyebilir. Dava dilekçesinde veya bilirkişi raporunda faiz başlangıcının net biçimde belirtilmiş olması, mahkemenin ve icra aşamasının doğru işlemesini sağlar.
Bilirkişi rapor hizmetlerimiz kapsamında hazırladığımız tazminat hesapları, ana para kalemlerinin yanında faiz başlangıcına ilişkin teknik değerlendirmeyi de içerir. Dosyanızı yükleyerek rapor talebi oluşturabilirsiniz; ana para ve faiz kalemlerinin birlikte doğru hesaplanması, dava sonunda eline geçecek toplam tutarı belirleyen en önemli unsurlardan biridir.
Sık Sorulan Sorular
- Tazminat davasında faiz hangi tarihten işlemeye başlar?
- Kural olarak zararın meydana geldiği tarihten, yani kaza tarihinden itibaren işlemeye başlar. Sigorta şirketine yapılan başvurunun tarihi de bazı durumlarda etkili olabilir.
- Manevi tazminata da kaza tarihinden itibaren faiz işler mi?
- Yargıtay uygulaması genellikle bu yöndedir; manevi tazminata da kural olarak haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren faiz işletilir.
- Islah ile artırılan tutara faiz hangi tarihten işler?
- Genel eğilim, haksız fiil kaynaklı taleplerde artırılan kısma da zararın doğduğu tarihten itibaren faiz işletilmesi yönündedir; dosyanıza özgü değerlendirme önemlidir.
- Hangi faiz oranı uygulanır?
- Genellikle yasal faiz esas alınır. Taraflar arasında farklı bir oran kararlaştırılmışsa o oran geçerli olabilir; trafik kazası tazminat davalarında bu istisnaidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her dosyanın koşulları farklıdır; kendi durumunuz için bize ulaşarak değerlendirme isteyebilirsiniz.


